DOLAR 5,8855
EURO 6,5758
ALTIN 241,4
BIST 96.142
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon 15°C
Az Bulutlu

Parkinson hakkında bilmeniz gerekenler!

65 yaş üstü popülasyonda en sık görülen nörodejeneratif (ilerleyici beyin hücresi kaybı) hastalıklar arasında ikinci sırada yer alan Parkinson hastalığı, erkeklerde kadınlardan iki kat daha sık görülüyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Özgür Öztop Çakmak, Parkinson hastalığının yaşla birlikte görülme sıklığının daha da arttığına, 50 yaşından önce de nadir de olsa görülebileceğine dikkat çekti

Parkinson hakkında bilmeniz gerekenler!
Aliexpress TR
13.04.2019
68
A+
A-

Nöroloji Uzmanı Dr. Öztop Çakmak, Parkinson hastalığında hastanın yaşam kalitesini artırmanın ve korumanın ancak hastanın her yönden ele alınmasıyla mümkün olabildiğinin altını çizdi, beslenme düzenlenmesi, egzersizlerin ayarlanması ve ruhsal durumun yakın takibinin de ilaçların düzenlenmesi kadar önemli olduğunu vurguladı. Dr. Çakmak, Parkinson hastalığının ölümcül bir hastalık olmadığını ve hastalıkla ilgili bilinmeyenleri anlattı.

“PARKİNSON ÖLÜMCÜL BİR HASTALIK DEĞİL”

Dünya nüfusunun ortalama yaşam süresinin uzamasıyla Parkinson hastalığı görülme sıklığının giderek artacağı öngörülmektedir. Bunun dışında, pestisitlere maruz kalma ya da travmatik beyin hasarı gibi bazı çevresel faktörler de görülme sıklığını artırır. Genetik geçişli Parkinson hastalığı tüm olguların yüzde 5-10’unu oluşturmaktadır.

Parkinson hastalığının ölümcül bir hastalık olmadığına dikkat çeken Dr. Çakmak, “Hastalık etkin bir şekilde tedavi edilmezse, hasta ve çevresinin hayat kalitesini önemli ölçüde bozar. İstirahat halinde ortaya çıkan titreme, hareketlerde yavaşlık, öne doğru eğik duruş, kas sertliği gibi klinik özelliklerle kendini gösterir. Hastalığın ana özelliği, hareket yavaşlığıdır. Ayrıca uyku bozuklukları, koku alma bozukluğu, kabızlık, vücut ağrıları, unutkanlık, idrar yapmada zorluk gibi pek çok farklı sistemi ilgilendiren yakınmalar da eşlik edebilir” dedi.

Hastalığın sinsi başladığını söyleyen Dr. Öztop Çakmak, “Beyinde ‘substansia nigra’ denilen bölgede ‘dopamin’ maddesini üreten hücrelerin yavaş ve ilerleyici şekilde kaybıyla belirtiler ortaya çıkar. Dolayısıyla yeterli dopamin maddesi üretilemez. Bu madde, özellikle hareketin istenen zamanda, istenen şekilde başlayabilmesi, sürdürülebilmesi ve de istenildiği şekilde durdurulabilmesi için gerekli ana maddelerdendir. Söz konusu hücrelerin neden öldüğü tam olarak bilinmemektedir. Hücre içinde farklı görevlerde rol alan maddelerin fazla üretimi ya da yeterli temizlenememesiyle aşırı birikmesi, hücrenin görevini yapamamasına ve kaybına yol açar” diye konuştu.

DOKTOR-HASTA-HASTA YAKINI ÇOK YAKIN İLİŞKİ İÇİNDE OLMALI

Parkinson hastalığında ilaç, cerrahi ve cihaz destekli tedavilerin mümkün olduğunu aktaran Dr. Çakmak, “Sadece nöroloji değil, psikiyatri, fizik tedavi gibi farklı disiplinlerle birlikte hastalık ele alınmalıdır. Amaç hastanın semptomlarını azaltmak ve hayat kalitesini artırmaktır. Halen hastalığın seyrini durdurabilecek ya da geriye çevirebilecek tedaviler mevcut değildir. İlaç tedavisi ‘eksik olanı yerine koyma’ prensibine dayanır. Zaman içinde hastalığın ağırlaşması, ilaçların etkisinin azalması, yan etkilerin ortaya çıkması gibi nedenlerden ötürü ‘doktor-hasta-hasta yakınının çok yakın ilişki içinde olması gerekir. Hastalığın seyri hastadan hastaya değişkenlik gösterir. Tedavi her hastaya özgü planlanmalı ve takip edilmelidir.

Hastalığın ileri evrelerinde ilaç tedavisi başlangıçtaki kadar belirtileri yeterince etkili kontrol altına alamadığında ya da kaçınılmaz olarak yıllar içinde ortaya çıkan istemsiz hareketler gibi yan etkiler dolayısıyla, cihaz destekli tedaviler ve cerrahi müdahaleler gerekebilmektedir. Hastanın özelliklerine göre hasta, hasta yakını ve çeşitli branşlardaki doktorlarla (nöroloji, beyin cerrahisi, psikiyatri, fizik tedavi, gastroenteroloji) bir arada değerlendirilerek, mevcut tedaviye ek olabilecek uygun tedavi yöntemleri seçilir. Bu yöntemler derin beyin stimülasyonu (beyinde ilgili bölgelere elektrik uyarısı verilmesi),incebağırsak yoluyla jel kıvamında sürekli ilaç verilmesi veya ilacın cilt altı uygulanması olabilir” dedi.

Aliexpress TR
ETİKETLER:
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.